Çiçekleri koklarken güzelmiş hayat, kurutulmuş çiçeklerin sakladığı hüznü yaşarken değil. Adım attığın, ayak bastığın her nokta için değer bilmekmiş hayat; ben niye bu adımı attım diye sorgulamak için değil.
Kuşlar en çok ağaçta güzelmiş, polisin attığı gaz bombalarını toplarken değil. Çocuklarda annelerine sarılırken güzelmiş bu hayatta, anne oğlunun tabutuna sarılırken değil.
Biçiyoruz hayatımızı, ayrık otları için başladığımız temizlikte güllerimizi söküyoruz köklerinden. Canı yanar mı yanmaz mı bilmeden, önümüze geleni kırıyoruz. Buysa yaşamak, buysa değer vermek; ben yokum. İnsanlar diktiği her gül için, binlerce gözyaşı dökerken ben yokum. Yokum işte.
Bir gün geldiğinde arkana bakıp keşke yapsaymışım lafının kulaklarında çınlamasını istemiyorsan eğer, hareket edeceksin. Bunca sitem ederken hayata oturmak kazma vurmaktır gül köküne. Sevdiğin şeyi yap, sevdiğinin yanında ol. Anı yaşa! Beylik laflara kanma, sadece yaşarken değer bil! Çünkü her keşke yaralar insanı, ben her keşkemde kurşun yiyorum kalbime. Her pişmanlıkta daralıyorum, dövünüyorum. Dediğim gibi kısa yaşamda ne diye bekliyoruz bir şeyler için. Adım atsak ya, daha nice kazmalar vurulmadan.
Dipnot : Konuşmak yazmak kolay da, iş bu değil! Hareket etmek giden gitmeden kalan kalmadan. Ben yapamadım, sen yap mı desem, ne desem sayın okuyucu. Kimse sen yap demesin işte. Ben de varım, sen de. Hareket, hareket!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder