Şimdi sorsan bana nerdesin diye, söylemem. Buraları çok tozlu şimdi, gelme kirlenir her tarafın. En azından iyi misin merak ediyorum diye sorsan, sen iyiysen benim cevabıma gerek yok derim.
Ben buralarda bir şeyler derim, derim de kendi kendime derim. Oturur yazar, kendime yazarım.Oturur söyler, kendime söylerim. Kalkar gider, kendime giderim.
Kitap okumaya çalıştım. Daha üçüncü sayfada karardı sayfa, kelimeler girdi birbirine düğüm oldu. Şarkılar desen hepsi aklıma tek bir şeyi getiriyor. Birlikte dinlediğimiz, kayıtlarla attığımız her şarkı çok şey kattı bana. Şimdiyse dünkü parça gibi yıkıyor beni. Söylesenize adını bile bilmediğiniz ama daha önceden duyduğunuza emin olduğunuz ve bir karakterle özdeşleştirdiğiniz notalar nasıl yaralar kalbi? Ben söyleyeyim, notalar bir bütün halinde kağıttan çıkar, havada bir bıçak şeklini alır ve melodiyle birlikte saplanır kalbinize. Öyle bir saplanır ki, siz farkedemezsiniz. Ben de farkedemedim, zaman aldı...
Doğru ya, zaman beni benden aldı. Ah zaman, gel zaman, git zaman değişen çok şey oldu. Eskisi gibi olmayacak dediler. Zaman ne zaman uz durdu ki. Zaman ne zaman durdu, ne zaman bekledi bizi mesela.
Şimdi oraya gidiyorum, belki birkaç saat sonra orda olacağım. O rafların önünde taklit edeceğim bizi. Onu mu alsak, bunu mu alsak diyeceğim. Doğru ya ona soralım, ama bence mavi. Gökyüzü gibi mavi. Hayatın masmavi olsun, arada bulutla dolsun, bazen yağmurla hüzünlensin ama yeri geldiğinde güneş de açtırmayı bilsin. Sen gökyüzünü sakın kaybetme!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder