10 Şubat 2013 Pazar
Anlar
Bazı anlar vardır ya hani çıkıp sokağa avazın çıktığı kadar bağırmak istersin, işte ben şuan o durumdayım. İçinde olmak istemediğin ama olmak durumunda bırakıldığın, çaba gösterdikçe bataklık misali daha da içine battığın bir an. Susmak belki en kolay yol ama ne çare. Ben ne zaman sustum ki. Sonu beni üzecek de olsa ben susmam, yapım değil ne yapabilirim. Bazen konuşmak isterim ama konuşamam. Anlatmak istediklerim asıl merkeze değil de çevreye ulaşır çoğunlukla. Hedefe asla denk gelmez, gelemez. Nedeni de bilinmez! Ben hep ayrıntılara takılırım. Asıl noktayı kaçıracak kadar ayrıntı hem de. Bana fayda sağlamayan küçücük ayrıntılar. Çabukta karar veremem ki, uzun uzadıya akıp giden gittikçe büyüyen ayrıntı denizinde dönüp dururum. Baktım ki olmuyor, tekrar başka bir denize girerim. Pes etmek yok elbet bir küçük ayrıntı bu denizde beni kurtarabilir. Belli mi olur! Neyin ne zaman olacağını bilsem burada işim ne ki! Aslında her şeyi bilmek beni deli ederdi heralde. Hem belirsizlik istiyorum ama bu beni daha da karmaşık bir hale büründürüyor yine bataklık misali. Ne yapsam, ne etsem hep o denizdeyim. Kurtulamıyorum. Saplanmış kalmışım. Ama ne çare.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder