Herkesin bir hayali vardır ya, benim de ufacık( miniminnacık) bir hayalim var; bir sırt çantasıyla Avrupa Turu. Şimdi sorucaksınız İbiş bu nerden aklına geldi, ne işin var tek başına oralarda diye. Küçüklükten beri aşırı derece özgüvenim yüksektir, gerçi ben çekingen olduğumu düşünüyorum ama sanırım bu sadece kısacık bir süre için. İlk tanışmalarda filan, onun dışında hemen adapte oluyorum. Aile bireyleri farklı şehirlerde olduğu için en küçük bir tatilde bile şehir dışına çıkardık. Az gitmedim araba tepesinde kilometrelerce.. Neyse gel gelelim bu hayal 2009 da başladı. Fotografta 14 yaşındayım. O zaman okulun Kuşadası gezisi için İzmir'e gitmiştik. Efes'te gezerken yanda gördüğünüz üzere bir turistle karşılaştım. Ben boş durur muyum :D Elbette hayır. O an hangi dilde konuştum ki, nasıl anlaştık bilmiyorum. O zaman Ingilizce bildiğime dair şüphelerim var. Yandaki turistin adı Mitch. Amerika'dan bir arkadaşını ziyaret için gelmiş. Antalya'ya doğru gidiyordu tabiki otostopla. Bizim otobüse binmişti. Ben de adamla baya konuştum, onu uygun bir yerde indirdik. Yaklaşık 1 saat filan konuştuk, şuan hala hayretler içerisindeyim. Hangi akla hizmet, hangi cesaretle ve en önemlisi hangi dille onunla konuştum :) Öğretmenlerim onunla konuşup, konuşamadığımı sormuştu. Tabiki konuştum demiştim. Konuşmasam nasıl anlayabilirim acaba internette tanıştığı bir arkadaşını ziyaret için buralara kadar kalkıp geldiğini! İşte öyle deli cesaretiyle o gün dedim ki, bak ibiş( o zaman ibiş dememiştim ya neyse) sen ne yap et bunu sakın unutma, bir gün alacaksın sırt çantanı, fotograf makineni düşeceksin yollara. Ne için, tabiki farklılık olsun diye. Farklı yerler, kültürler, insanlar, diller, dinler.. Her şey için.. En önemlisi de hala o cesarete sahip misin diye! -Meczup' a10 Şubat 2013 Pazar
Hayaller..
Herkesin bir hayali vardır ya, benim de ufacık( miniminnacık) bir hayalim var; bir sırt çantasıyla Avrupa Turu. Şimdi sorucaksınız İbiş bu nerden aklına geldi, ne işin var tek başına oralarda diye. Küçüklükten beri aşırı derece özgüvenim yüksektir, gerçi ben çekingen olduğumu düşünüyorum ama sanırım bu sadece kısacık bir süre için. İlk tanışmalarda filan, onun dışında hemen adapte oluyorum. Aile bireyleri farklı şehirlerde olduğu için en küçük bir tatilde bile şehir dışına çıkardık. Az gitmedim araba tepesinde kilometrelerce.. Neyse gel gelelim bu hayal 2009 da başladı. Fotografta 14 yaşındayım. O zaman okulun Kuşadası gezisi için İzmir'e gitmiştik. Efes'te gezerken yanda gördüğünüz üzere bir turistle karşılaştım. Ben boş durur muyum :D Elbette hayır. O an hangi dilde konuştum ki, nasıl anlaştık bilmiyorum. O zaman Ingilizce bildiğime dair şüphelerim var. Yandaki turistin adı Mitch. Amerika'dan bir arkadaşını ziyaret için gelmiş. Antalya'ya doğru gidiyordu tabiki otostopla. Bizim otobüse binmişti. Ben de adamla baya konuştum, onu uygun bir yerde indirdik. Yaklaşık 1 saat filan konuştuk, şuan hala hayretler içerisindeyim. Hangi akla hizmet, hangi cesaretle ve en önemlisi hangi dille onunla konuştum :) Öğretmenlerim onunla konuşup, konuşamadığımı sormuştu. Tabiki konuştum demiştim. Konuşmasam nasıl anlayabilirim acaba internette tanıştığı bir arkadaşını ziyaret için buralara kadar kalkıp geldiğini! İşte öyle deli cesaretiyle o gün dedim ki, bak ibiş( o zaman ibiş dememiştim ya neyse) sen ne yap et bunu sakın unutma, bir gün alacaksın sırt çantanı, fotograf makineni düşeceksin yollara. Ne için, tabiki farklılık olsun diye. Farklı yerler, kültürler, insanlar, diller, dinler.. Her şey için.. En önemlisi de hala o cesarete sahip misin diye! -Meczup' a
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder